Mantık dediğimiz özünde bir kıyaslama çabasıdır.
İnsan , kendi dışını tanıma ,öğrenme merakıyla  doğar.Doğal seçilim yoluyla evrimsel gelişim sürecinde  insan canlısınınkazandığı  bir özelliktir.Bu duygu olmasa insanda mantık diye bir şey olmazdı.Mesela otistiklerde öyle kişiler vardır ki hayatı boyunca çevresiyle ilgilenmez ve  hiç iletişime geçmez. Mantık kullanarak yaşamazlar.

Her normal insan , merakını giderme çabaları sonucunda şeyleri kıyaslayarak ,belirli kalıplara göre doğru olanı seçmeyi  öğrenir. Mantık dediğimiz şey özünde budur.Mantık  beyinin  doğru düşünce üretme yeteneğidir.

Peki neye göre  doğru?? Önemli nokta burası , beynimiz insan ihtiyaçlarına göre doğru düşünceler ara ve üretir. Çevreyi tanımak öğrenmek isteriz çünkü hayatta kalmak için buna ihtiyacımız vardır.İşte mantık dediğimiz şeyi var eden budur.
Biz şimdi bu yeteneği  alıyoruz .Evrenin kökeni  hakkındaki sorularımızı onunla çözmeye çalışıyoruz. Ve insan beyni bu soruların  cevabını vermek için evrilmediği içinde çözemediğimiz yerde tıkanıyoruz..
Sonuç olarak ‘tanrı düşüncesi’ insan mantığının cevap veremediği sorular karşısında sığındığı bir liman oluyor.Bizi bu limanda gemiden indirip başımızın çaresine bakmamızı söylüyor.

İnsan mantığı çaresizliğini itiraf etmek yerine tanrı icad etmeyi yeğlemiştir.
‘’bu evreni yapan biri olmalı’’… neden? Çünkü benim gördüğüm herşeyin bir yapıcısı var.Hiç bir şey boş değil. Benim gördüğüm herşeyin bir amacı var….vs vs
İnsan olarak evren  hakkında çok şey biliyoruz ama bildiğimiz şeyin ‘neden ’ olduğu konusunda ,evrene  bir toprak solucanında daha yakın değiliz.
Solucanda sahip olduğu sinir sistemiyle, kuru ve sıcak olan tarafa değil, ıslak ve serin tarafa gitmeyi biliyor. Solucan mantığı bunu gerektiriyor.
Solucana göre tanrı ,ıslak ve serindir.

Advertisements