Bence, saltanatın kaldırılıp cumhuriyete geçilmesi ilericilik, devrimcilik paketi içinde yeni tür bir takım saltanatların inşasına giden bir yol açmaktan başka bir şeye yaramamıştır.. Ve memleket için hiç iyi sonuçlar vermemiş ülke tek adamların elinde tiranlığa dönmüştür. Bizim az gelişmiş, çeşitli etnik ve mezhepsel aidiyetlerin olduğu ülkelerde durumun bundan farklı olmasını beklemek zaten hatadır.
Saltanatın böyle karışık aidiyetleri olan toplumlarda birleştirici bir unsur olduğunu görmek gerekirdi..Etnik kökeni dini ne olursa olsun herkes saltanatı temsil eden kişinin tebaası olarak birleşir.

Türkiye ise Cumhuriyete geçmek bu sebeple sakıncalı olmuş.Ülkenin günümüzde yaşadığı pek çok sıkıntının temeli,bana göre saltanata karşı  ‘cumhuriyet darbesi’yle örülmeye başlamıştır.Halbuki uygun şekilde tasarlanmış bir meşrutiyet  devam etmeliydi.
Mesela Kuzey Avrupa’da halen  İngiltere,Hollanda,Belçika,İsveç,Norveç gibi ülkelerde  krallıklar korunmuştur..Siz bu ülkelere anti demokratik,insan hak ve hukukunun çiğnendiği ülkeler diyebilir misiniz?.Demek ki mesele zihniyet meselesidir.Padişahı memleketten sürmek, bu halka iktidarını vermek olmamıştır. Ne o zaman, ne de günümüzde olamıyor..Bilakis yeni tip krallar başımıza gelip gidiyor.

Ben siyasal erkin bizim ülkemizde olduğu tek ellerde toplanmasını, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından zararlı görüyorum.Bu bağlamda, seçim veya darbeyle bir şeyleri ele geçirmeye ihtiyaç duymayan bir saltanat figürünün,(eğer yaşatılsaydı) sistemin hukuk devleti olması için çok faydalı hizmeti olabileceğini düşünüyorum. Çünkü seçimlerle belirlenmediği için,toplumun her kesimine eşit mesafede durabilirdi..Veya kullandığı yetkileri ele almak için bir takım devlet içi çetelere diyet ödemek zorunda olmayabilirdi. (Avrupa’daki gibi sırayla saltanat ailesinden en yaşlı ve sağlığı müsait olan kişinin tahta geçme adetinin korunduğunu varsayarak olaya bakalım).

Bu bağımsızlık, siyasetin ülkeye zarar verecek kararlarını törpülemesini sağlardı.
Şahsi fikrimdir kimse katılmak zorunda değildir. Belki kızacaksınız ama demokrasi ve hukuk açısından inanın şimdikinden çok daha ilerde olurduk.

Padişah ülkedeki, dini, etnik veya sınıfsal çıkar odaklarının etkisiyle şekillenen siyasal gücün her istediğini yapmasını engelleyecek bir emniyet subapı görevi görebilirdi.

Ayrıca avrupadaki saltanat aileleri gibi, sanatı ve bilimi himaye eden bir padişah figürü halkın ilgi göstermediği bu tip alanların siyaset tarafından ihmal edilmesinden kurtarabilirdi. Bu alanlar güven ve destek görebilecekleri yüzyılların kültürel birikiminde süzülerek yetişmiş seçkin destekçi bir çevre ve güçlü bir destekçi bulabilirdi.

Denilebilir ki peki padişah iyi çıkmaz kötü karakterli bozguncu bir insan çıkarsa hal nice olurdu.?..Böyle bir durumda halk tarafından seçilmiş parlemento orada kurulan hükümet var. Padişah siyasal erkin tamamına sahip değil ki..işte siyasi gücü bölüştürmenin iyi tarafı budur..Ne parlamento kanadından bir parti(mesela bugün için Akp) öne çıkıp, bütün siyaset alanını(cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil) domine edebilir.Ne de halkın beğenmediği bir padişah ülkeyi istediği gibi etkileyebilir. Çünkü böyle bir padişah antipati toplayacağı ve ona karşı oyların kaymasına sebep vereceği için, tepkisel bir parlemento oluşacak ,öyle bir padişahın siyaset etkisi doğal süreçte kendiliğinde budanacaktır.

Ama bütün bunlar artık farazidir.İş işten geçmiştir ve artık saltanata dönüş mümkün değildir.

Advertisements