Home

Küreselcilik ve ulus devletler tartışmasından son nokta.

Leave a comment

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Yunanistan seçimleri dünya tarihi açısından kritik bir dönemece işaret ediyor olabilir. Yunanistan gibi tarihinin, kültürünün, geleneğinin derinliği açısından dünyanın geri kalanına fark atabilecek bir ülke, üstelikte milliyetçi duyguları gelişmiş bir toplum, Avrupa Birliği’nden yana tavır koyanların seçimleri kazanmasına tanık oldu. Üstelik bu sefer Avrupa birliğinden yana olmanın ciddi ekonomik bir faturası olmasına rağmen böyle oldu. Bu sonuç dinler, devletler, ırklar, milliyetler.. vs üstü küresel bir insanlık algısının boş bir ütopya olmadığını göstermektedir. Yunanistan seçimleri bana kalırsa ulus devletlerin tabutuna son çiviyi çakmıştır.

Düşünce Özgürlüğü

Leave a comment

Yetkili kurumlarca istenildiğinde telefonların dinlenilebildiği, e-maillere ulaşılabildiği, kredi kartlarıyla yapılan harcamaların takip edilebildiği, hangi uçakla veya başka toplu taşıtla nereye gidildiğinin ,hangi otelde kalındığının kayıt altında tutulduğu, güvenlik kameralarının görüntüler çekip saklayabildiği bir dünyada, bir çeşit açık hava hapishanesinde olmadığımızı bize hissettirebilecek sadece bir şey kalmıştır. Düşüncelerimizi hiçbir şeyden çekinmeden özgürce ifade edebilme hakkımızın olması. Dini inançları veya siyasi ideolojileri eleştirirken, mizahında dahil olduğu hangi yöntem seçilirse seçilsin.Hangi değerleri hedef alıp, ne derecede rahatsız edici olursa olsun. Düşünceleri ifade etmek, her türlü durumda özgür olmalıdır.

Demokrasi

Leave a comment

Demokrasi yanlış idarecilerin iktidara gelmesine imkan veren bir sistem olduğu için sık sık eleştiriliyor. Seçilecek kişilerin ehil olmasında çok toplumca popüler değerlere yaslanarak göreve gelebildiği doğrudur. Demokrasinin bu yönünü eleştirenlerin görmezden geldiği nokta ise birey olarak insanların ne kadar yetenekli ,ne kadar bilgili olmasında bağımsız olarak insan topluluklarının birlikte olduğunda devreye giren bir topluluk aklı ve topluluk davranışı olduğudur.Bu bakımdan çoğun seçtiği iktidar o toplum için en uygun iktidardır…Dolayısıyla demokrasi iyi bir sistemdir.Çünkü toplumu hakettiği muameleye maruz kılar.Toplum ilerledikçe ve bilinçlendikçe daha iyi liderlere ve partilere zaten oy verecektir.
Toplumun siyasal bilinç konusunda ilerlemesi ise demokrasiye saygı gösterildiğinde kendiliğinden sağlanır.. Aydının buradaki rolü bence demokrasi üzerinde titizlenmek ,halkın dikkatini buna odaklamak ve toplumun ortak aklının, kendi hızında bir evrim geçirmesine yardımcı olmaktır.
Bana kalırsa ilerlemenin başka sağlıklı yolu da yoktur.Şırıngayla enjekte edilecek her ilerlemenin zaman içinde geri teptiği görülmüştür.Bu sadece bizim toplumumuza has bir durum da değildir.

Meşrutiyet

Leave a comment

Bence, saltanatın kaldırılıp cumhuriyete geçilmesi ilericilik, devrimcilik paketi içinde yeni tür bir takım saltanatların inşasına giden bir yol açmaktan başka bir şeye yaramamıştır.. Ve memleket için hiç iyi sonuçlar vermemiş ülke tek adamların elinde tiranlığa dönmüştür. Bizim az gelişmiş, çeşitli etnik ve mezhepsel aidiyetlerin olduğu ülkelerde durumun bundan farklı olmasını beklemek zaten hatadır.
Saltanatın böyle karışık aidiyetleri olan toplumlarda birleştirici bir unsur olduğunu görmek gerekirdi..Etnik kökeni dini ne olursa olsun herkes saltanatı temsil eden kişinin tebaası olarak birleşir.

Türkiye ise Cumhuriyete geçmek bu sebeple sakıncalı olmuş.Ülkenin günümüzde yaşadığı pek çok sıkıntının temeli,bana göre saltanata karşı  ‘cumhuriyet darbesi’yle örülmeye başlamıştır.Halbuki uygun şekilde tasarlanmış bir meşrutiyet  devam etmeliydi.
Mesela Kuzey Avrupa’da halen  İngiltere,Hollanda,Belçika,İsveç,Norveç gibi ülkelerde  krallıklar korunmuştur..Siz bu ülkelere anti demokratik,insan hak ve hukukunun çiğnendiği ülkeler diyebilir misiniz?.Demek ki mesele zihniyet meselesidir.Padişahı memleketten sürmek, bu halka iktidarını vermek olmamıştır. Ne o zaman, ne de günümüzde olamıyor..Bilakis yeni tip krallar başımıza gelip gidiyor.

Ben siyasal erkin bizim ülkemizde olduğu tek ellerde toplanmasını, bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması açısından zararlı görüyorum.Bu bağlamda, seçim veya darbeyle bir şeyleri ele geçirmeye ihtiyaç duymayan bir saltanat figürünün,(eğer yaşatılsaydı) sistemin hukuk devleti olması için çok faydalı hizmeti olabileceğini düşünüyorum. Çünkü seçimlerle belirlenmediği için,toplumun her kesimine eşit mesafede durabilirdi..Veya kullandığı yetkileri ele almak için bir takım devlet içi çetelere diyet ödemek zorunda olmayabilirdi. (Avrupa’daki gibi sırayla saltanat ailesinden en yaşlı ve sağlığı müsait olan kişinin tahta geçme adetinin korunduğunu varsayarak olaya bakalım).

Bu bağımsızlık, siyasetin ülkeye zarar verecek kararlarını törpülemesini sağlardı.
Şahsi fikrimdir kimse katılmak zorunda değildir. Belki kızacaksınız ama demokrasi ve hukuk açısından inanın şimdikinden çok daha ilerde olurduk.

Padişah ülkedeki, dini, etnik veya sınıfsal çıkar odaklarının etkisiyle şekillenen siyasal gücün her istediğini yapmasını engelleyecek bir emniyet subapı görevi görebilirdi.

Ayrıca avrupadaki saltanat aileleri gibi, sanatı ve bilimi himaye eden bir padişah figürü halkın ilgi göstermediği bu tip alanların siyaset tarafından ihmal edilmesinden kurtarabilirdi. Bu alanlar güven ve destek görebilecekleri yüzyılların kültürel birikiminde süzülerek yetişmiş seçkin destekçi bir çevre ve güçlü bir destekçi bulabilirdi.

Denilebilir ki peki padişah iyi çıkmaz kötü karakterli bozguncu bir insan çıkarsa hal nice olurdu.?..Böyle bir durumda halk tarafından seçilmiş parlemento orada kurulan hükümet var. Padişah siyasal erkin tamamına sahip değil ki..işte siyasi gücü bölüştürmenin iyi tarafı budur..Ne parlamento kanadından bir parti(mesela bugün için Akp) öne çıkıp, bütün siyaset alanını(cumhurbaşkanlığı seçimleri dahil) domine edebilir.Ne de halkın beğenmediği bir padişah ülkeyi istediği gibi etkileyebilir. Çünkü böyle bir padişah antipati toplayacağı ve ona karşı oyların kaymasına sebep vereceği için, tepkisel bir parlemento oluşacak ,öyle bir padişahın siyaset etkisi doğal süreçte kendiliğinde budanacaktır.

Ama bütün bunlar artık farazidir.İş işten geçmiştir ve artık saltanata dönüş mümkün değildir.

Liberalim çünkü;

Leave a comment

Kelimelerde gördüğümüz gibi kavramlarında her zaman aynı anlama gelmediği ,zamanla anlamda kayma olduğu düşüncesine katılıyorum..Muhafazakarların de liberal kisveyle birşeyle yapmaya çalıştığıda doğrudur.
Benim savunduğum liberalizm ,çoğu noktalarda sol içeriği de olan bir liberalizmdir..özgürlükçü sosyalistlerle aynı kümede rahatlıkla bulunabilirim..:)

Ancak öncelikle sormam gerekir.Davet edildiğim sosyalizm nasıl bir sosyalizmdir.Benzerlerini SSCB,Çin,Vietnam,K.Kore,Küba gibi ülkelerde gördüklerimiz gibi bir sosyalizmden mi bahsediyorsunuz? Bu ülkelerindeki sisteminde insanı değersizleştirdiğine ve bürokratik oligarşiye ve devlet kapitalizmine dönüştüğünü düşününce ,o tip bir sosyalizme pek sıcak bakmıyorum.

Bunlar kötü örneklerdi daha iyisi kurulabilir diyorsanız …o halde son 20 yılda kurulmuş yeni ve iyi bir sosyalist sistemi olan ülke gösterebilir misiniz mesela?

Tekelci kapitalistlere gelince, devletlerin hazinelerinden bile büyük dünya çapında bankaların ,şirketlerin olduğu ve bunların devletleri ve hükümetleri yeri gelince sıkıştırdığı doğrudur.
Ancak insanlık için bunun çaresi bürokratik oligarşi’nin egemenliğinde, belli kurtarılmış bölgelere benzeyen, lokal ‘devletçi ‘yaklaşımlar yerine, tıpkı o şirketler gibi küreselleşerek ‘küresel bir toplum’,’küresel bir insanlık’ olmaktan , dünyayı hem emek hem sermaye açısından tek bir ekonomik bölge haline getirmekten geçiyor düşüncesindeyim. Bunun için dünyanın her köşesindeki, yoksulun,işcinin, insanca yaşama ve çalışma hakkını temin etmenin peşinde olunmalıdır..tabi kavgayla dövüşle değil.Bilinçlenme ve ‘birlik’ algısını kazanıp birbirine destek olmayla başarılmalıdır.Çünkü hiçbir savaşın galibi emekçi kesim olmadı olmazda.
Ve bu açıyla baktığımızda, siyasi aktörler ne kadar ekonominin gerçek işleyişinin dışına itilirse dünya halkları için o kadar iyi sonuçlar elde edilir kanaatindeyim. Bu yüzden ulus devletlerin tasfiyesi bana kalırsa olumlu bir ilerlemedir.
Modern devlet , sadece sosyal hizmetler,temel eğitim ve sağlık gibi konulardan sorumlu olmalı…ekonomi kapitalistlerin elinde olmalıdır diye düşünüyorum…

Birini devlet en kolay başarır, diğerini ise kapitalistler en iyi becerir.

Neden Liberalim.

Leave a comment

Neden liberal olduğumu kısaca şöyle açıklamak isterim.

İnsanların ancak hertürlü maddi varoluşundan soyutlanarak düşünüldüğünde eşit olduğuna inanıyorum…Eşit olmak ,eşitlik, bence illa ki maddi olarak eşit olmayı gerektirmemeli….Mesela Dubaili bir petrol şeyhiyle ,amazon nehrinde balık tutarak yaşayan bir adam maddi varoluşlarından soyutlandığında insanlık onuru ve hakları ve hukuku açısından eşit kılınabilir…yani Dubaili şeyh milyar dolara hükmediyor diye günde bir dolar bile kazanamayan amazondaki adamdan insan olarak daha kıymetli,,,daha makbul…daha şerefli değildir…Dünya insanlarına ahlak öğretisi olarak bunun sıkı bir şekilde öğretilmesi lazım…’İnsan’ tinercide olsa ,evsizde olsa,işsizde olsa kıymetlidir ve ‘insan’ oluş açısından herkes eşittir….. aynı şekilde güzel ,çirkin,şişman ,zenci,dindar ,ateist …vesaire içinde geçerlidir…insanlar tüm maddi varoluşlarının ötesinde Platonun idealar dünyasındakine benzer bir algıda ancak eşit olabilir.
Bana kalırsa bu şekilde bakış ,doğada bir hayvan türü olarak yola çıkan insanın, zamanla ulaştığı zihin kapasitesiyle , soyut değerlerin farkında olma ve somut şeylere bağlı olarak da yaşama yazgısına daha uygun gelmektedir

Mesela sol ideolojiler genel çerçeve olarak, insanların maddi olarak eşit olursa ancak gerçek anlamda eşit olabileceği temeline oturur…Bana kalırsa esas imkansız olan ve üstelik doğaya da ters görünen budur….

Amerika!… Amerika!

Leave a comment

Bir kısım solcularımıza göre;

Diktatörleri desteklediğinde Amerika kötüdür…
Diktatörleri devirmek isteyen muhalifleri desteklerse de kötüdür…
Çini dünya ticaretine entegre ederse kötüdür..etmeyip dışlarsa yine kötüdür.
Irakta Türk askerininin başına çuval geçirdiği için kötüdür…
Türk ordusuna insansız uçaklar verdiği için yine kötüdür….
Darbecileri desteklerse kötüdür…
Askeri vesayeti tasfiye edenleri desteklerse yine Amerika kötüdür…

Vel hasıl Humeyni’nin bir sözünde dediği gibi ‘’Amerika en büyük şeytandır..’’
Sanki Amerika olmasaydı dünya yaşanılası bir cennettir. Amerika yüzünde cehennem olmuştur

Older Entries