Home

Bilmek ya da bilmemek işte bütün mesele bu.

Leave a comment

Ateistlerin evreni, canlılar alemini veya başka bilimsel olguları , inanırlarla aynı perspektiften görememesinin nedenini, ‘bilmek ‘kavramında yaşadığımız temel ayrılığa bağlanmayı doğru buluyorum. Ateistler bilmedikleri şeylerin genel olarak farkındadır. Ve bilmemekten korkmazlar. İnanırlar ise bilmedikleri şeylerin yanıtını ,akıl ve bilim dışında başka yollarla yanıtlayabileceklerini düşündükleri noktada yanılgıya düşerler. Basit gibi görünen bu farkı bir inanırın algılaması ise neredeyse tesadüflere kalır.Protestan bir pastor iken Richard Dawkins ile yaptığı televizyon sohbetlerinden sonra inançlarında değişme yaşayan ,ve artık kendini ‘’inanır’’ olarak tanımlamayan Mike Aus da bilmek ve bilmemek arasındaki ayrıma ‘’Olasılıksızlık dağına dönüşüm;Evrim Hıristiyan dogmasına nasıl meydan okuyor’’ başlıklı makalesinde meseleyi güzel şekilde değinmiş. Oradan bir paragrafı çevirerek alıntılamak istiyorum.

Pastor olarak çalıştığım dönemlerde, bilimsel dünya görüşü ile dinsel perspektif arasındaki çatışmayı genel olarak farklı yorumlardım. Bilimsel anlayışın, inanç için bir tehdit veya tehlike olmadığını söylerdim .Çünkü bilimin ve dinin ‘’bilmenin iki ayrı yolu’’ olduğunu ve farklı sorulara yanıt aradıkları içinde çatışmalarının mümkün olmadığını söylerdim. Bilim, dünyanın ‘nasıl?’ var olduğu sorusuna odaklanırken, din ise ‘’neden?’’ buradayız sorusunu ele alıyor diye düşünüyordum.. Fikri açıdan ölümcül bir yanılgı içerisindeydim..Gerçekte ise bilmenin farklı yolları yoktur.Sadece bilmek veya bilmemek vardır.Var olan iki seçenek sadece bunlardır. Din , hatta ve hatta ’’aydınlanmış’’ bazı dinsel yorumlar bile esasen ortada duran gerçeklerle ilgilenmez. Din aslında herhangi bir şeyi ‘’bilmek ‘’ değildir, gerçekte olmayan şeyler hakkında spekülasyon yapmaktan ibarettir.

http://richarddawkins.net/articles/645853-conversion-on-mount-improbable-how-evolution-challenges-christian-dogma

Kişisel düşüncem, bilmek ve bilmemek ayrımına özen göstererek ,bilmediklerimizin farkında olarak, onlarla birlikte yaşamayı sürdürmek, dini uydurmalara inanarak yaşamaktan daha mutlu ve daha verimli bir ömrü bize sunacaktır…Belirtmeye çalıştığım ayrımı bir farklı bir şekilde anlatan, Nobel ödüllü ünlü fizikçilerden, Richard Philip Feynman’ın 1981 yılında BBC ‘ye yaptığı bir söyleşiden alınmış, şu kısa videoyu da ayrıca izlemenizi tavsiye ederim.

Dine saygılı ateizm olur mu?

Leave a comment

Kuranla haşır neşir olmuş herkes iblisin hikayesini ,adem,iblis ve tanrı arasında geçen sahneyi bilir.İblis ademe secde etmeyi reddettiği için lanetlenir huzurda kovulur. Aslında İblis bu sahnede tanrının varlığına ve tanrının dosdoğru yoluna itiraz etmez .İnsanın o yola layık bir varlık olmadığını düşünür ve itirazı insanadır. İnsanın zaaf içinde bir varlık olduğu halde üstün kılınmasınadır. İnanırların zihninde bu sahne bir kalıp oluşturur.

Tanrının ve dinlerin eleştirildiği tartışmalarda ateistlerden bu sahnedeki iblis gibi davranmaları beklenir. Kutsal olmayan bir şey yapacaksanız bile tanrının huzurunda el pençe divan durmuş iblis gibi, tanrıya ,dine saygılı biçimde,inanırları incitmeden yapabilirsiniz.

Çünkü iblis bile tanrıya ve tanrının dosdoğru yoluna saygıda kusur etmez.Kaldı ki (inanırlara göre ) iblisi rehber edinmiş ateist kişi böyle bir hakka sahip olsun..

Oysa ateist tanrının varlığına da ,dinin övdüğü yolun dosdoğru yol olduğunu da itiraz eder.İnsan itiraz ettiği bir şeye nasıl saygı gösterebilir.

Eğer gösteriliyorsa bu ancak korkaklık ve ikiyüzlülük yaparak başarılabilir. Bunu yapan kişi inanırlar karşısında kendisiyle birlikte ,ateizmi de küçük düşürmüş, iblis konumuna düşmeyi kabul etmişlerdir. Ateizme ihanetin büyüğü budur.

İnanırlar kendi şahıslarına saygı duyulmasına beklemekte haklı olabilirler ama inançlarına saygı duyulmasını bekleme hakları yoktur.